Kutsal kitaplardan gelen isimlerin Türkçe karşılıklarını ilk kez otuz yaşımda toplu hâlde görünce şaşırmıştım: John ile Yahya, Moses ile Musa, Jacob ile Yakup aslında aynı isim. Aşağıdaki liste o günkü notlarımın hâli — ama listenin kendisinden daha ilginci, bu isimlerin nasıl olup da birbirinden bu kadar farklı göründüğü.

Aynı kökten iki ayrı yol

Listedeki isimlerin büyük bölümü İbranice ve Aramice kökenli. Bu isimler Avrupa dillerine Yunanca ve Latince üzerinden, Türkçeye ise Arapça üzerinden ulaştı. Yani ortada bir çeviri yok; aynı ismin iki farklı taşıyıcı dilde aşınmış hâlleri var. İki yol birbirini hiç görmeden aynı yere çıkıyor.

En net örnek Yahya. İbranice Yōḥānān, "Tanrı lütfetti" anlamına gelir. Bu isim Yunancaya Iōánnēs, oradan Latinceye Iohannes olarak geçti; Avrupa dillerindeki John, Jean, Juan, Giovanni, Johannes, Ivan ve Jan hep bu gövdenin dallarıdır. Aynı kişiyi anlatan Arapça biçim ise Yahya'dır ve Türkçeye oradan gelmiştir.

Benzer bir çatallanma Yakup'ta görülür. İbranice Yaʿaqōv, Yunanca-Latince yoldan Jacob olarak ilerlerken, geç Latincedeki Iacomus biçimi üzerinden James, Jacques, Jaime ve İspanyolcadaki Diego'yu doğurmuştur. Yani Jacob ile James, bugün bambaşka duran iki isim, aynı kökün iki torunudur. Arapça Yaʿqūb ise Türkçeye Yakup olarak yerleşmiştir.

Aynı mantık Musa (Mōšeh / Mūsā), Yusuf (Yōsēf / Yūsuf), İbrahim (Abrāhām / Ibrāhīm) ve Meryem (Maryam) için de geçerlidir. Farkı yaratan şey büyük ölçüde iki teknik ayrıntıdır: Yunanca ve Latince, Sami dillerindeki bazı gırtlak seslerini karşılayamadığı için onları düşürmüş ya da başka seslerle değiştirmiş; üstüne bir de kendi dil bilgisi gereği isimlere -os, -us gibi ekler eklemiştir. Arapça ise bu sesleri koruduğu için Türkçeye gelen biçimler kimi zaman aslına daha yakın kalmıştır.

Kutsal kitap dışından iki örnek

Listedeki her isim peygamber adı değil. İskender bunun güzel bir örneğidir: Yunanca Aléxandros, Arapçaya geçerken baştaki hece Arapça belirtme edatı el- sanılmış, isim el-İskender olarak yeniden bölümlenmiş ve Türkçeye İskender olarak yerleşmiştir. Aynı şekilde filozof Platon, Arapça Aflāṭūn üzerinden Türkçeye Eflatun olarak gelmiş; zamanla bir de renk adı olmuştur.

Yasemin ise bambaşka bir yoldan gelir. Farsça yāsamīn, hem doğuya hem batıya yayılmış; Türkçede Yasemin, Avrupa dillerinde Jasmine, Jasmin, Yasmine olmuştur. Burada Arapça değil Farsça taşıyıcıdır.

Gezerken işe yarayan tarafı

Bu eşleşmeleri bilmek yurt dışında harita okumayı kolaylaştırıyor. İtalya'da San Giovanni tabelası gördüğünüzde aslında Yahya'ya adanmış bir kiliseden söz ediliyor. Yunanistan'daki Agios Ioannis de aynı isim. San Giuseppe Yusuf, Sant'Elia İlyas, Santa Maria Meryem demektir. Balkanlar'da sık göreceğiniz Sveti Nikola ise Noel Baba anlatısının kaynağındaki Aziz Nikolaos'tur.

Aynısı İstanbul için de geçerli: Büyükada'daki Aya Yorgi, Aziz Georgios'un adını taşır. Semt ve kilise adlarının çoğu bu şekilde çözülür ve bir şehri gezerken tabelalar birden okunabilir hâle gelir.

Listedeki iki eşleştirmeyi düzeltmem gerek

Bu yazının ilk hâlinde iki çift vardı ki dürüst olmak gerekirse akraba değiller; ses benzerliğine bakıp kurduğum bağlar yanlıştı. Yanlış bilgiyi öylece bırakmaktansa düzeltmeyi tercih ediyorum:

  • Herman ≠ Erman. Herman, Cermen kökenlidir: heri (ordu) ve man (adam) birleşiminden gelir. Türkçedeki Erman ise er (yiğit, asker) sözcüğünden türeyen yeni bir isimdir. Benzerlik tamamen rastlantıdır.
  • Camillus ≠ Kâmil. Latince camillus, Roma dinî törenlerinde görev alan genç yardımcıya verilen addı. Türkçedeki Kâmil ise Arapça kāmil, yani "eksiksiz, olgun" sözcüğünden gelir. İki isim kulağa yakın gelse de ayrı köklerdendir.

Bir de Sibel'e not düşeyim: Yunanca sibylla, kâhin kadın demektir ve Türkçedeki Sibel'in bu kelimeden geldiği yaygın kabul görür. Adı Anadolu ana tanrıçası Kybele'ye bağlayan bir görüş de vardır; bu ikisi arasındaki ilişki dilbilimciler arasında tartışmalıdır, dolayısıyla kesin konuşmamak doğru olur.

Pasaportta isim: gezginin karşılaştığı asıl mesele

İsimlerin dilden dile değişmesi sadece tarihsel bir merak konusu değil; yolda çok somut bir sorun olarak karşınıza çıkabiliyor. Türkçedeki ç, ş, ğ, ı, ö, ü harfleri pasaportun makinede okunan alanında Latin alfabesinin temel harflerine indirgenir: Şükrü, SUKRU; Çağla, CAGLA olur. Bilet alırken adınızı Türkçe karakterlerle yazdığınızda, biletteki yazım ile pasaporttaki yazım birbirini tutmayabilir.

Pratikte kural basit: uçak bileti, otobüs bileti, otel rezervasyonu ve vize başvurusu dâhil her yerde adınızı pasaportunuzun kimlik sayfasında yazdığı gibi girin. Havayollarının çoğu küçük harf farklarını tolere eder ama bu bir garanti değildir; özellikle sıkı kontrol yapan hatlarda ve vize başvurularında birebir aynı yazım beklenir. İsminizde tire ya da birden fazla ad varsa, bunların da pasaporttaki sırayı ve boşlukları izlemesi gerekir.

Karşılıklar listesi

  • Abraham = İbrahim
  • Adam = Âdem
  • Aaron = Harun
  • Abel = Habil
  • Alexander = İskender
  • Benjamin = Bünyamin
  • David = Davut
  • Elias = İlyas
  • Eva = Havva
  • Gabriel = Cebrail
  • Isaac = İshak
  • Ishmael = İsmail
  • Jacob (ve James) = Yakup
  • Jasmin = Yasemin
  • John = Yahya
  • Joseph = Yusuf
  • Mary = Meryem
  • Michael = Mikail
  • Moses = Musa
  • Noah = Nuh
  • Platon = Eflatun
  • Samuel = Şemuel
  • Solomon = Süleyman
  • Zachary = Zekeriya

Liste elbette eksik; bu eşleşmeler yüzlerce isim için sürüyor. Ama birkaçını bilmek bile, bir müze duvarında ya da bir köy kilisesinin kapısında yazan ismi tanımaya yetiyor. Ayrıntılı karşılaştırma için Wiktionary'nin çok dilli isim eki iyi bir başlangıç noktası.