45'ten fazla ülke gezdim ama İstanbul'un kendi mahallemdeki gizli kalmış sahnelerini keşfetmek hâlâ en çok keyif aldığım şey. Bunlardan biri de her 6 Ocak sabahı Haliç kıyısında toplanan kalabalık ve soğuk suya art arda atlayan gençler. İlk gördüğümde ne olduğunu tam çözememiştim, sorduğumda aldığım cevap da kafamı biraz karıştırmıştı: "Haç atma töreni." Hac değil, haç. Bu yazıda hem bu küçük ama önemli isim karışıklığını açıklığa kavuşturacağım hem de Haliç'te yüzyılların taşıdığı bu gerçek ve belgeli geleneği, kendi gözlemlerimle ve dünyanın başka yerlerindeki benzerleriyle karşılaştırarak anlatacağım.
Bir İsim Karışıklığı: "Hac" mı, "Haç" mı?
Türkçede tek bir nokta bazen anlamı tamamen değiştiriyor. "Hac", Müslümanların Mekke'ye yaptığı kutsal yolculuğu ifade eder; "haç" ise Hristiyanlıktaki çarmıh sembolüdür. Haliç kıyısında her yıl düzenlenen ve konuşma dilinde çoğu zaman yanlış yazılan tören, ikincisiyle ilgilidir: bir dini liderin ahşap bir haçı denize atması ve gençlerin bu haçı sudan çıkarmak için yarışmasıyla yaşanan bir ritüel. Yani karşımızdaki, İstanbul'un Rum Ortodoks cemaatine ait, Vaftiz Yortusu'na (Teofani/Epifani) bağlı bir kutlama. Sahilde bu sahneye tanık olup da "hac" kelimesiyle karıştıranların sayısı hiç az değil; ben de ilk duyduğumda aynı yanılgıya düşmüştüm.
Vaftiz Yortusu Nedir, Haç Neden Suya Atılır?
Ortodoks Hristiyan takviminde 6 Ocak, Vaftiz Yortusu olarak kutlanır ve Hz. İsa'nın Vaftizci Yahya tarafından Ürdün Nehri'nde vaftiz edilişini anar. Bu bayramın merkezinde "suların kutsanması" (Agiasmos) ayini yer alır. Ayin sırasında bir din adamı, elindeki ahşap haçı sulara daldırarak veya doğrudan denize atarak suyu kutsal kabul edilen bir hale getirir. Haliç'teki uygulamada bu an, kıyıda bekleyen gençlerin soğuk suya atlayıp haçı ilk yakalamak için yarışmasıyla taçlanır; haçı çıkaran kişinin o yıl boyunca şans ve bereket göreceğine inanılır. Yani gördüğümüz sahne aslında iki katmanlı: önce dini bir ayin, sonra da halk arasında canlanan bir yarışma geleneği.
Fener Rum Patrikhanesi ve Haliç Kıyısındaki Tören
Törenin en görünür ve en kalabalık hali, Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin düzenlediği kutlamada yaşanıyor. Ayin, Fener'deki Patrikhane'de başlıyor; ardından cemaat, mumlar ve dualar eşliğinde Haliç kıyısına iniyor. Ekümenik Patrik Bartholomeos'un haçı sulara attığı an, kıyıda bekleyen onlarca genç erkek suya atlıyor ve haçı bulmak için birbiriyle yarışıyor. Kalabalığın arasında yerli halktan meraklı turistlere, gazetecilerden diplomatik heyetlere kadar geniş bir izleyici kitlesi bulunuyor. Haliç'in soğuk sularına Ocak ayında girmek elbette küçük bir cesaret işi; ama bu risk, gençler için hem dini bir görev hem de yıllık bir gurur meselesi olarak görülüyor.
Yüzyıllara Uzanan Bir Miras
Bu geleneğin kökleri, İstanbul'un Bizans dönemindeki kimliğine kadar uzanıyor. Fener Rum Patrikhanesi, kökeni İmparator I. Konstantin döneminde şekillenen Doğu Hristiyanlığı'nın dini merkezlerinden biri olarak biçimlenmiş; 1453'teki fetihten sonra da Osmanlı yönetimi tarafından tanınan bir kurum olarak varlığını Fener semtinde sürdürmüş. Bu hukuki ve dini süreklilik, Vaftiz Yortusu kutlamalarının da kesintisiz şekilde günümüze kadar taşınmasını sağlamış. Ekümenik Patrik, Ortodoks dünyasında "eşitler arasında birinci" kabul edilen ruhani bir konuma sahip ve bu unvan yüzyıllardır aynı makamda, aynı semtte taşınıyor. Bugün İstanbul'daki Rum Ortodoks nüfusu yüzyıl öncesine kıyasla çok küçülmüş olsa da, her 6 Ocak'ta Haliç kıyısında tekrarlanan bu haç atma sahnesi, şehrin çok kültürlü geçmişinin hâlâ nefes alan nadir kanıtlarından biri olarak duruyor. Kalabalığın arasında yaşlı bir Fenerli kadının, sudan çıkan haçı gören gençleri alkışlarken gözlerinin dolduğunu gördüğüm o sabahı hâlâ unutamıyorum; bu tören onlar için yalnızca bir gösteri değil, kendi hikâyelerinin hâlâ sürdüğünün kanıtı.
Dünyanın Başka Yerlerinde Benzer Bir Gelenek: Tarpon Springs Örneği
Haliç'teki bu sahneyi tek başına, yalıtılmış bir tuhaflık sanmamak gerekiyor; Vaftiz Yortusu'nda haç için suya dalma geleneği, Rum Ortodoks cemaatlerinin bulunduğu birçok yerde yaşatılıyor. Bunların en bilinenlerinden biri, Amerika Birleşik Devletleri'nin Florida eyaletindeki Tarpon Springs kasabası. Batı Yarımküre'nin en büyük Rum Ortodoks topluluklarından birine ev sahipliği yapan bu küçük kasabada, her 6 Ocak'ta Aziz Nikolaos Katedrali'nden başlayan bir ayin ve yürüyüşün ardından, gençler Spring Bayou adlı koya atlayıp haçı arıyor; etkinlik yüz yılı aşkın süredir kesintisiz devam ediyor ve binlerce izleyiciyi bir araya getiriyor. Ben bu tür kutlamaları Yunanistan'ın kıyı kasabalarında ve Kıbrıs'ta da gördüm; ama Haliç'teki tören, ayini Bizans'ın başkentinde, kurucu patrikhanenin kendi topraklarında izleme şansı vermesi bakımından ayrı bir yerde duruyor. Aynı inancın, aynı jest ile, dünyanın birbirinden çok uzak iki noktasında yaşatılması, seyahat ederken beni en çok etkileyen şeylerden biri oldu.
Sadece Haliç'te Değil: İstanbul'un Diğer Semtlerinde de Yaşayan Gelenek
Fener'deki merkezi tören en bilineni olsa da, benzer kutlamalar İstanbul'un başka semtlerinde de yaşatılıyor. Yeniköy'deki Panayia Rum Ortodoks Kilisesi çevresinde, Balat'taki Aya Yorgi Kilisesi civarında ve Kadıköy tarafında Moda İskelesi ile Aya Triada Kilisesi'nin etrafında da küçük ölçekli haç atma törenleri düzenleniyor. Her birinde ayin önce kilisede yapılıyor, ardından cemaat en yakın deniz kıyısına inip haçı suya bırakıyor. Bu, İstanbul'un sadece Fener'e özgü değil, şehrin farklı yakalarına yayılmış Rum Ortodoks cemaatlerinin ortak bir hafızası olduğunu gösteriyor.
Bu Töreni İzlemek İsteyenler İçin
Eğer 6 Ocak civarında İstanbul'daysanız ve bu töreni görmek istiyorsanız, sabah saatlerinde Fener sahiline gitmenizi öneririm; kalabalık erken oluşuyor ve iyi bir izleme noktası bulmak zaman alabiliyor. Tören dini bir ayinle başladığı için, kıyıya inmeden önce Patrikhane çevresinde de bir kutlama havası hissedebilirsiniz. Töreni izlerken unutmamak gerekiyor ki bu, bir cemaat için gerçek bir ibadet anı; meraklı bir gözlemci olarak sessiz durup saygılı bir mesafede kalmak, fotoğraf çekerken ayin akışını bölmemek en doğrusu. Ocak ayında Haliç kıyısı hem rüzgârlı hem de nemli olabiliyor, o yüzden kalın giyinmeyi ve sıcak bir şeyler içmeyi ihmal etmeyin; ben her seferinde termosumla gidiyorum.
Haliç kıyısına gitmeden önce ya da sonra, hemen yanı başındaki Fener ve Balat'ın renkli tarihi evlerinde birkaç saat geçirmek de günün en güzel tamamlayıcısı olur; ben her seferinde bu iki mahalleyi birlikte gezmeyi tercih ediyorum, çünkü tören biter bitmez kendinizi rengarenk sokaklarda kahve içerken buluyorsunuz. Vaktiniz varsa vapurla Kadıköy'e geçip Moda sahilindeki benzer töreni de izleyebilirsiniz. Tek bir sabahta İstanbul'un hem Avrupa hem Anadolu yakasında aynı inancın yankısını görmek, şehri tanımanın en özgün yollarından biri diye düşünüyorum.
Sonuç olarak, Haliç'te yüzyıllardır süregelen bu ritüel ne bir "hac" yolculuğu ne de sıradan bir festival; İstanbul'un Bizans'tan bugüne taşıdığı, Rum Ortodoks cemaatinin sessizce ama kararlılıkla yaşattığı, suyun ve inancın buluştuğu gerçek bir haç atma töreni. Şehrin katmanlı tarihini anlamak isteyen her gezgine, bir 6 Ocak sabahı Haliç kıyısında durup bu sahneye tanıklık etmesini tavsiye ederim.



