
Kuzey Kıbrıs’ta Yaşam Kültürü: Ulaşım, Zincirler ve Kıbrıs Türkçesinden İlginç Ayrıntılar
Kuzey Kıbrıs’ta direksiyon neden sağda, otostop neden yaygın ve Kıbrıs Türkçesi hangi ilginç kelimeleri saklıyor; bir kültür yolculuğu.
KKTC · 9 gezilecek yer

Lefkoşa, dünyanın hâlâ bölünmüş tek başkenti olarak Kıbrıs adasının kalbinde yer alan, tarihin katman katman hissedildiği büyüleyici bir şehirdir. Venedik surlarının çevrelediği eski şehirde Gotik kiliseler, Osmanlı hanları ve dar arnavut kaldırımlı sokaklar iç içe geçer. KKTC'nin idari ve kültürel merkezi olan Lefkoşa, geçmişle bugünü aynı meydanda buluşturan otantik bir keşif rotası sunar.
13. yüzyılda Aziz Sofya Katedrali olarak inşa edilen, Osmanlı döneminde camiye çevrilen bu görkemli yapı, Gotik mimariyle İslam kültürünü aynı çatı altında buluşturur. Lefkoşa'nın ana camisi ve şehrin en ikonik simgesidir.
1572'de inşa edilen bu Osmanlı kervansarayı, adadaki en iyi korunmuş Türk mimarisi örneğidir. Kemerli revakları, açık avlusu ve içindeki el sanatları dükkânları, kafeleri ile hem tarih hem de keyifli bir mola sunar.
16. yüzyılda Venedikliler tarafından yapılan bu anıtsal kapı, eski şehrin kuzeye açılan tarihi girişidir. Surların dokusunu koruyan yapı, Lefkoşa'nın simgelerinden biridir.
16. yüzyıldan kalma, 11 köşeli yıldız (kar tanesi) şeklindeki bu surlar eski şehri çevreler ve haritadan bakıldığında dahi unutulmayacak eşsiz bir forma sahiptir. Burçları boyunca yürüyerek şehrin savunma tarihini keşfedebilirsiniz.
1593'te dergah olarak kurulan yapı bugün Mevlevi kültürünü anlatan bir etnografya müzesidir. Sema alanı, ahşap balkonları ve türbe bölümündeki sanduka ile Mevlevilik felsefesinin izlerini taşır.
1932'de kurulan Lefkoşa'nın ilk kapalı çarşısı, Kıbrıs'a özgü yiyecek, baharat, sebze ve el ürünlerinin satıldığı canlı bir mekândır. Restore edilmiş tarihi atmosferinde yerel lezzetlerin ve kültürün nabzını tutar.
Surlar içindeki bu tarihi mahalle, restore edilmiş Kıbrıs evleri, dar sokakları ve otantik dokusuyla eski Lefkoşa'nın en huzurlu köşelerinden biridir. Fotoğraf tutkunları ve sakin bir yürüyüş isteyenler için idealdir.
14. yüzyılda Aziz Nikolaos Kilisesi olarak yapılan bu yapı, Selimiye Camii'nin hemen yanında yer alır ve bugün kültür merkezi olarak kullanılır. Gotik mimari detaylarıyla eski şehrin en etkileyici tarihi yapılarındandır.
Adanın bölünmüş kimliğini en somut hissettiren nokta olan bu yaya sınır kapısı, kuzey ve güney Lefkoşa arasında geçiş sağlar. Çevresindeki hareketli alışveriş caddesi ve kafeleriyle şehrin sembolik bir durağıdır.
Lefkoşa eski şehri kompakt olduğu için gezinin en keyifli yolu yürümektir; Selimiye Camii, Büyük Han ve Bandabuliya birbirine birkaç dakika mesafededir. Ercan Havalimanı'ndan şehre otobüs veya taksiyle kolayca ulaşabilir, ada içinde ise Girne ve Gazimağusa'dan düzenli minibüs/otobüs seferleri bulabilirsiniz. En rahat gezi için ilkbahar ve sonbaharı tercih edin; yaz ortası öğle saatleri oldukça sıcak olabilir, bu yüzden sabah erken saatler daha idealdir. Camileri ziyaret ederken namaz vakitlerine dikkat edin ve uygun kıyafet tercih edin. Yemek konusunda mutlaka hellim, şeftali kebabı, molohiya ve macun tatlısı gibi Kıbrıs'a özgü lezzetleri deneyin; Büyük Han avlusundaki kafelerde Kıbrıs kahvesi içmeden ayrılmayın. Kimliğinizi/pasaportunuzu yanınıza almanız, Ledra/Lokmacı kapısından güney Lefkoşa'ya geçiş yapmak isterseniz işinizi kolaylaştırır.