Sinop'a her gittiğimde Gerze sahiline uğrar, oradaki küçük balina heykelinin önünde biraz dururum. Çünkü bu heykel bir masalın değil, gerçek bir olayın anısına dikilmiş: 1992 yılında Karadeniz'e sığmayan, koca bir kasabanın gündemini aylarca meşgul eden, hatta İngiliz sarayına kadar ulaşan bir hikayenin. Bu yazıda merak edilen o soruyu net şekilde yanıtlıyorum: Sinop'un "beyaz balinası" bir halk efsanesi değil, belgelenmiş, tarihi kayıtlara geçmiş gerçek bir olaydır. Ama elbette zamanla üzerine efsanevi ayrıntılar da eklenmiş.
25 Ocak 1992: Gerze açıklarında beyaz bir dev
Hikaye 25 Ocak 1992'de başlıyor. Sinop'un Gerze ilçesinde ağlarını toplamaya çalışan balıkçı Mehmet İzmirli, denizde iri, beyaz ve sırt yüzgeci olmayan bir canlı fark ediyor. Yunuslara benzese de ondan çok daha büyük ve tamamen beyaz olan bu yaratık kısa sürede tüm Gerze'nin konuşulan konusu oluyor. Balıkçılar peşinden gidip onu limana kadar takip ediyor ve hayvan, adeta kendini insanlara teslim edercesine tekneler arasında dolaşmaya başlıyor.
Bu canlı aslında bir efsane yaratığı değil, bilinen bir tür: beyaz balina, bilimsel adıyla Delphinapterus leucas — yani beluga. Belugaların en belirgin özelliği zaten tam da bu: yetişkin bireyler doğal olarak beyaz renktedir ve sırt yüzgeçleri yoktur, bu da onları soğuk denizlerin buzlu yüzeyleri altında rahatça hareket edebilmeleri için evrimleşmiş bir özellik. Yani buradaki "beyazlık" bir albinizm ya da renk anomalisi değil, türün doğal, yetişkin haliydi. Asıl sıra dışı olan şey rengi değil, o hayvanın Karadeniz'de bulunmasıydı — çünkü belugalar doğal yaşam alanı olarak Arktik ve subarktik sular. Bir beluganın Sinop açıklarında dolaşması, bilim insanlarının ve basının dikkatini anında çekti.
"Aydın" adı nereden geliyor?
Gerze halkı hayvana kısa sürede bir isim taktı: Aydın. Dönemin haberlerine ve yerel anlatılara göre bu isim, kasabada herkesin tanıdığı, sevilen yerel bir sakinden geliyordu; balığın hallerinin ve o kişinin bazı hallerinin halk arasında birbirine benzetilmesiyle isim ona yakıştırılmış. Yani "Aydın" bir yer adı ya da soyut bir kavram değil, gerçek bir Gerzeli sakinin adı — ve balinaya bu ismin verilmesi, yerel halkın hayvanı ne kadar "kendilerinden biri" gibi benimsediğinin de bir göstergesi.
Peki bu balina nereden geldi?
Aydın'ın Karadeniz'e nasıl düştüğü, olayın en çok tartışılan kısmı oldu. Dönemin haberlerine ve sonraki araştırmalara göre hayvan, Ukrayna'nın Sivastopol kentinde, Rusya Bilimler Akademisi'ne bağlı bir araştırma/eğitim tesisinden kaçmıştı. Orijinal adı "Tişka" (Tichka) olarak geçiyor ve kaçtığında yaklaşık sekiz yaşında olduğu belirtiliyor. Soğuk Savaş'ın henüz yeni bitmiş olduğu o günlerde, bazı kaynaklar Aydın'ın sıradan bir araştırma hayvanı değil, Sovyet donanması için eğitilmiş bir "mayın taşıyıcı" balina olabileceğini öne sürdü. Bu askeri iddia hiçbir zaman resmi olarak tam kanıtlanmadı, ama dönemin gazetelerinde uzun süre tartışıldı ve hikayenin gizemini artıran unsurlardan biri oldu.
Bir kasabanın balinaya aşık olması
Aydın'ın Gerze'de geçirdiği aylar, gerçek anlamda sıra dışıydı. Sosyal bir hayvan olan beluga, adı seslenildiğinde tepki veriyor, balıkçı teknelerine eşlik ediyor, çocukların attığı topla oynuyordu. Günde ortalama kırk kilo kadar balığa ihtiyacı olan bu misafiri beslemek için Gerze halkı aralarında para topladı, yerel esnaf ona yem sağlamak için seferber oldu. Kısa sürede Aydın, sadece bir deniz canlısı olmaktan çıkıp kasabanın simgesi, neredeyse bir hemşehrileri haline geldi.
Uluslararası bir mesele: Prens Charles'tan Paul McCartney'e
Hikaye yerel bir haberden çok daha büyük bir boyuta ulaştı. Ukrayna yetkilileri hayvanın iadesini talep ederken, dönemin İngiliz Veliaht Prensi Charles, Aydın'ın özgür bırakılması için kamuoyu önünde destek verdi. Paul McCartney'in de hayvanın serbest kalması için bir yardım konseri düzenlemeyi planladığı dönemin haberlerinde yer aldı. Gerze'de 26 Mart 1992'de halk, balinanın geri verilmesine karşı büyük bir gösteri düzenledi — bir deniz memelisi için toplanan bu kalabalık, olayın nasıl bir kamuoyu meselesine dönüştüğünü gösteriyor.
Veda ve gizemli kayboluş
Tüm bu tepkilere rağmen diplomatik süreç sonucunda Aydın, 6-7 Nisan 1992'de özel ekipmanla Ukraynalı yetkililer tarafından alınıp geri götürüldü. Ancak hikaye burada bitmedi: Aydın bir şekilde tekrar kaçtı ve 18 Temmuz 1993'te, bir Gerze festivali sırasında yeniden ortaya çıktı; halkın kendisine dokunmasına izin verdiği söyleniyor. Bu, onun görüldüğü son tarih oldu. Aydın o günden sonra bir daha hiç görülmedi ve akıbeti resmi olarak hiçbir zaman netleşmedi.
Bugün Sinop'ta Aydın'ın izleri
Aradan otuz yılı aşkın süre geçmiş olsa da Aydın, Gerze'nin hafızasından silinmedi. Limanda dikilen küçük balina heykeli, yöre halkının ve ziyaretçilerin hâlâ ilgisini çekiyor; yerel haberlerde ve sosyal medyada dönem dönem "balina Aydın" anıları paylaşılıyor, genç sanatçılar onun hikayesinden ilham alan projeler üretiyor. Yani sorunun net cevabı şu: Aydın bir halk efsanesi değil, 1992-1993 arasında gerçekten yaşanmış, gazetelere ve resmi kayıtlara geçmiş bir olaydı. Zamanla üzerine yerel anlatı ve nostaljik ayrıntılar eklenmiş olsa da temelinde Karadeniz'e düşmüş gerçek bir beluga balinası ve onu benimseyen bir kasaba var.
Sinop'a gittiğinizde Gerze'ye uğrayıp o küçük heykelin önünde durmanızı öneririm. Otuz yıl önce bir balıkçı teknesine eşlik eden, top oynayan ve bir kasabayı dünya gündemine taşıyan o beyaz misafirin hikayesini dinlemek, Karadeniz'in bu sakin köşesini bambaşka bir gözle görmenizi sağlıyor.



