“Hangi ülke Türklere çok ret veriyor?” sorusu sosyal medyada ve forumlarda sürekli dönüp duruyor, ama cevabı tahmin etmeye gerek yok. Avrupa Komisyonu her yıl, Schengen bölgesine yapılan kısa süreli vize başvurularını konsolosluk bazında — yani hangi Schengen devletinin hangi şehirdeki temsilciliğine kaç başvuru yapıldığı, kaçının kabul edildiği ve kaçının verilmediği düzeyinde — tek tek yayımlıyor. Bu veri kamuya açık, indirilebilir ve satır satır incelenebilir durumda. Buna rağmen konu üzerine yazılan çoğu içerik bu tabloyu hiç açmadan, izlenim ve anekdot üzerinden ilerliyor.
Bu yazıda Türkiye’deki Schengen temsilciliklerine ait en güncel konsolosluk bazlı tabloyu — 2025 yılı verisini — doğrudan açıp satır satır çıkardık. Amaç bir ülkeyi suçlamak ya da aklamak değil; veriyi doğru okumanın yolunu göstermek.
Veri Nereden Geliyor, Nasıl Derleniyor
Schengen vize istatistiklerinin hukuki dayanağı 810/2009 sayılı AB Vize Kodu’dur. Kodun 46. maddesi bu yükümlülüğü şöyle tanımlıyor: “Member States shall compile annual statistics on visas, in accordance with the table set out in Annex XII. These statistics shall be submitted by 1 March for the preceding calendar year.” (Üye Devletler, Ek XII’de yer alan tabloya uygun olarak vizelere ilişkin yıllık istatistikleri derler. Bu istatistikler, önceki takvim yılına ait olarak 1 Mart’a kadar sunulur.) Yani her Schengen devleti, bir önceki yılın verisini Komisyon’a bildirmek zorunda; Komisyon da bunları derleyip yayımlıyor. Yayımlanan Excel dosyasının kendi açıklama sayfasında, asıl verinin bulunduğu sekme şöyle tarif ediliyor: “The 'Data for consulates' sheet contains a complete set of visa statistics for all States fully applying the Schengen acquis* and their consulates in third countries.” (“Konsolosluklar için Veri” sayfası, Schengen müktesebatını tam olarak uygulayan tüm Devletlerin ve bunların üçüncü ülkelerdeki konsolosluklarının eksiksiz vize istatistiklerini içerir.) Bu yazıdaki tüm tablolar, doğrudan bu sekmeden ve 2025 yılına ait olarak indirilen dosyadan alınmıştır.
Burada dikkat edilmesi gereken bir teknik ayrıntı var: tablodaki sütun başlığı “ret oranı” değil, “not issued rate”, yani “verilmeyen oranı”. Bu ayrım kozmetik değil: Komisyon’un veri kalitesi raporunda bu açıkça tanımlanmış: “Not issued visas include refused visas and applications where the examination has been discontinued as provided for in Article 8(2) of the Visa Code.” (Verilmeyen vizeler; reddedilen vizeleri ve incelemenin Vize Kodu’nun 8(2). maddesinde öngörüldüğü şekilde durdurulduğu başvuruları kapsar.) Vize Kodu’nun 8(2). maddesi, bir devletin başka bir devlet adına başvuru topladığı temsil (representation) düzenlemelerinde, ret yönünde eğilim varsa dosyanın nihai karar için asıl yetkili devlete devredilmesini anlatıyor. Yani “verilmeyen” sütunundaki her satır birebir klasik anlamda “reddedildi” demek değil; bir kısmı bu prosedürel devir sürecinin bir parçası. Bu yüzden tabloyu okurken de bu yazıda da “verilmeyen oranı” ifadesini kullanıyoruz; bunu bilmeden orana bakmak, rakamı olduğundan biraz daha dramatik göstermeye yatkın.
Türkiye’nin 2025 Genel Tablosu
2025 yılında Türkiye’de bulunan Schengen konsolosluklarına yapılan toplam başvuru sayısı 1.268.376. Bunların 1.072.054’ü vize aldı, 183.196’sı verilmedi. Komisyon’un kendi tablosunda hesapladığı orana göre bu, yaklaşık %14,6’lık bir verilmeme oranına denk geliyor (2025 verisi, Avrupa Komisyonu “Totals – third country” tablosu). Aynı yıl Türkiye, dünya genelinde en çok Schengen vizesi başvurusu alan ülkeler sıralamasında Çin’in (1.915.149 başvuru, verilmeme oranı %4,0) ardından ikinci sırada yer alıyor; üçüncü sırada Hindistan var (1.153.748 başvuru, verilmeme oranı %15,8).
Bu üçlü karşılaştırma tek başına önemli bir noktayı gösteriyor: başvuru hacmi yüksek olan bir ülkenin verilmeme oranının otomatik olarak yüksek olması gerekmiyor. Çin, Türkiye’den daha fazla başvuru aldığı halde oranı üç kattan fazla düşük. Bu farkın nedeni tek bir etkenle açıklanamaz; başvuru sahiplerinin profili, sunulan belgelerin niteliği, seyahat geçmişi ve devletlerin kendi iç değerlendirme kriterleri gibi birden fazla değişken aynı anda işliyor. Oranın yüksekliği, tek başına ayrımcılık göstergesi olarak sunulamaz.
2024 yılıyla kıyaslandığında Türkiye’deki toplam başvuru sayısı 1.173.917’den 1.268.376’ya çıkmış, yani yaklaşık %8 artmış; verilmeme oranı ise %14,5’ten %14,6’ya, neredeyse aynı seviyede kalmış. Komisyon’un Mayıs 2026’da yayımladığı özet duyuru da bu tabloyla uyumlu: küresel verilmeme oranının 2024’te %14,8 iken 2025’te %14,6’ya gerilediği ve Türkiye’nin yaklaşık 1,26 milyon başvuru ile dünya sıralamasında yine ikinci sırada kaldığı belirtiliyor.
Aynı Şehir, Farklı Devlet: İstanbul Örneği
Asıl önemli bilgi, ülke toplamının altında gizli. Türkiye’deki tek bir şehirde, farklı Schengen devletlerinin konsoloslukları birbirinden çok farklı oranlarla çalışıyor. 2025 verisine göre İstanbul’daki başlıca konsolosluklar şöyle sıralanıyor: Tablodaki oranı kendiniz bölerek bulamazsınız: Komisyon’un “verilmeme oranı” kolonu, verilmeyen vize sayısını başvuru sayısına değil, verilen ve verilmeyen vizelerin toplamına bölüyor. Aradaki fark, aynı yıl içinde sonuçlanmamış ya da geri çekilmiş başvurulardan geliyor; bu yüzden başvuru sütununu paya bölünce biraz daha düşük bir sayı çıkar. Aşağıdaki oranlar Komisyon’un kendi hesapladığı değerlerdir.
| Konsolosluk (Schengen devleti) | Şehir | Başvuru | Verilmeyen | Verilmeme oranı | Veri yılı |
|---|---|---|---|---|---|
| Slovakya | İstanbul | 2.129 | 93 | %4,4 | 2025 |
| İspanya | İstanbul | 39.221 | 2.998 | %8,2 | 2025 |
| Hollanda | İstanbul | 71.316 | 6.115 | %8,6 | 2025 |
| İsviçre | İstanbul | 23.072 | 2.258 | %9,8 | 2025 |
| Yunanistan | İstanbul | 169.025 | 18.862 | %11,2 | 2025 |
| Bulgaristan | İstanbul | 34.048 | 4.769 | %14,1 | 2025 |
| Almanya | İstanbul | 133.128 | 20.633 | %15,5 | 2025 |
| Fransa | İstanbul | 96.071 | 15.205 | %16,1 | 2025 |
| İtalya | İstanbul | 41.615 | 7.124 | %17,1 | 2025 |
| Macaristan | İstanbul | 29.370 | 5.095 | %17,5 | 2025 |
| İsveç | İstanbul | 21.661 | 5.742 | %26,7 | 2025 |
| Hırvatistan | İstanbul | 3.098 | 787 | %26,1 | 2025 |
| Malta | İstanbul | 8.068 | 2.811 | %34,9 | 2025 |
Aynı şehirde, aynı yılda, aynı başvuru sahibi kitlesinden (İstanbul’dan başvuranlar) beslenen konsoloslukların verilmeme oranı %4,4 ile %34,9 arasında, yani neredeyse sekiz kat aralıkta değişiyor. Bu fark başvuru sahiplerinin milliyetinden değil, hangi devletin konsolosluğuna gittiğinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla “Türkiye’ye ret oranı yüksek” gibi tek cümlelik bir özet, hangi devletten söz edildiği belirtilmeden anlamsız kalıyor.
Şaşırtıcı Ayrıntı: Aynı Devlet, Farklı Şehir
Tablonun asıl çarpıcı tarafı, tek bir Schengen devletinin Türkiye içindeki farklı şehirlerdeki konsolosluklarında da oranın büyük ölçüde değişebilmesi. En keskin örnek Almanya: 2025 verisinde Almanya’nın İstanbul’daki konsolosluğunda verilmeme oranı %15,5 iken, aynı devletin Ankara’daki konsolosluğunda %44,1’e çıkıyor — yani Ankara’da başvuranların neredeyse yarısının dosyası vize alamıyor, İstanbul’da ise bu oran altıda birin biraz üzerinde kalıyor. İzmir’deki Alman konsolosluğu ise %15,7 ile İstanbul’a yakın seyrediyor.
| Konsolosluk | Şehir | Başvuru | Verilmeyen | Verilmeme oranı | Veri yılı |
|---|---|---|---|---|---|
| Almanya | İstanbul | 133.128 | 20.633 | %15,5 | 2025 |
| Almanya | İzmir | 41.625 | 6.500 | %15,7 | 2025 |
| Almanya | Ankara | 42.874 | 18.875 | %44,1 | 2025 |
| Yunanistan | Edirne | 49.953 | 1.530 | %3,1 | 2025 |
| Yunanistan | İzmir | 75.981 | 8.712 | %11,5 | 2025 |
| Yunanistan | İstanbul | 169.025 | 18.862 | %11,2 | 2025 |
| Yunanistan | Ankara | 15.961 | 4.316 | %27,1 | 2025 |
| Bulgaristan | Edirne | 20.534 | 564 | %2,8 | 2025 |
| Bulgaristan | Bursa | 19.244 | 1.190 | %6,2 | 2025 |
| Bulgaristan | İstanbul | 34.048 | 4.769 | %14,1 | 2025 |
| Bulgaristan | Ankara | 8.207 | 1.717 | %21,2 | 2025 |
Yunanistan’ın Edirne’deki konsolosluğunda oran %3,1 iken, aynı devletin Ankara’daki konsolosluğunda %27,1’e çıkıyor. Bulgaristan’da da benzer bir örüntü var: Edirne %2,8, Ankara %21,2. Sınıra yakın şehirlerdeki konsolosluklara başvuran kitlenin (çoğunlukla günübirlik geçiş, sınır ticareti veya kısa mesafeli seyahat amaçlı, dosya profili daha standart başvurular) Ankara’daki daha karma başvuru profilinden farklı olmasıyla açıklanabilir; kesin nedeni tek bir veri setinden çıkarmak mümkün değil, ama rakam gerçek ve resmi tabloda birebir böyle görünüyor. Bütün bunlar, “X ülkesi” düzeyinde konuşmanın ne kadar kaba bir genelleme olduğunu gösteriyor; asıl birim şehir ve konsolosluk.
Ret Gerekçesi Bildirimi ve İtiraz Hakkı
Oranların arkasındaki mekanizma kadar, vizesi verilmeyen kişinin hakları da veri kadar önemli ve büyük ölçüde bilinmiyor. Vize Kodu’nun 32(2). maddesi şunu söylüyor: “A decision on refusal and the reasons on which it is based shall be notified to the applicant by means of the standard form set out in Annex VI.” (Ret kararı ve bu kararın dayandığı gerekçeler, Ek VI’da yer alan standart form aracılığıyla başvurana bildirilir.) Yani her ret, gerekçesiz bir “hayır” değil; başvurana hangi maddeye dayandığı belirtilen standart bir form üzerinden tebliğ edilmesi gereken bir karardır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrası itiraz hakkını düzenliyor: “Applicants who have been refused a visa shall have the right to appeal. Appeals shall be conducted against the Member State that has taken the final decision on the application and in accordance with the national law of that Member State.” (Vizesi reddedilen başvuru sahipleri itiraz hakkına sahiptir. İtirazlar, başvuru hakkında nihai kararı veren Üye Devlete karşı ve o Üye Devletin ulusal hukukuna uygun şekilde yürütülür.) Bu, itiraz sürecinin AB düzeyinde değil, ret kararını veren devletin kendi ulusal hukukuna göre yürütüldüğü anlamına geliyor; bu yüzden itiraz süresi, mercii ve usulü devletten devlete değişiyor. İtiraz sürecinin işleyişini ve hangi devlette hangi adımların izlendiğini ayrı bir yazıda ayrıntılı olarak ele aldık.
Rakamı Okurken Nelere Dikkat Etmeli
Bu tabloyu doğru yorumlamak için birkaç noktayı akılda tutmak gerekiyor. Birincisi, verilmeme oranı başvuru sahibinin milliyetinin değil, o yıl o konsolosluğa gelen başvuru havuzunun bir fonksiyonu; farklı yıllarda aynı konsolosluğun oranı değişebilir, çünkü hem başvuru profili hem de devletin iç uygulaması zamanla değişir. İkincisi, yukarıda anlatıldığı gibi temsil düzenlemesi nedeniyle işlemi durdurulup başka bir devlete devredilen bazı dosyalar da “verilmeyen” sütununa dahil ediliyor; bu da oranı bir miktar şişirebilir. Üçüncüsü, yüksek başvuru hacmi olan bir konsolosluğun oranı, düşük hacimli bir konsolosluğunkiyle doğrudan kıyaslanamaz; on binlerce başvurudan oluşan bir örneklem ile birkaç yüz başvurudan oluşan bir örneklem istatistiksel olarak aynı ağırlıkta değildir.
Pratik tarafta, başvuru öncesi hazırlığın önemi bu tablodan da çıkıyor: dosya kalitesi, seyahat amacının net belgelenmesi ve mali yeterliliğin doğru şekilde gösterilmesi, hangi konsolosluğa başvurulduğundan bağımsız olarak risk azaltan unsurlar arasında. Mali yeterlilik belgesinin ne kadar ve nasıl sunulması gerektiğini ayrı bir yazıda anlattık, çünkü Vize Kodu’nun saydığı ret gerekçeleri arasında “yeterli geçim kaynağı kanıtının sunulamaması” da açıkça yer alıyor.
Ret Sonrası Ne Yapılabilir
Verilmeme oranının yüksekliği kaçınılmaz görünse de, ret sonrasında başvuru sahibinin elinde birkaç somut seçenek var. İlk adım, ret formunda belirtilen gerekçeyi doğru okumak ve hangi maddeye dayandığını anlamaktır. İkinci adım, itiraz hakkının süresi içinde ve ilgili devletin usulüne göre kullanılıp kullanılmayacağına karar vermektir. Ret durumunda ödenen vize ücretinin hangi hallerde iade edilebildiği ayrı bir başlık; çünkü vize harcı, sonucun ne olduğuna bakılmaksızın işlem ücretidir ve iade koşulları sınırlıdır.
Uzun vadeli planlama yapanlar için, çok girişli vize (MEV) alma stratejisi de bu tabloyla dolaylı olarak ilişkili. Nitekim 2025 verisinde Türkiye’ye verilen vizelerin yaklaşık %68,7’si çok girişli statüde çıkmış durumda (2024’te bu oran yaklaşık %65 idi) — bu artış, düzenli ve belgelenebilir seyahat geçmişi olan başvuru sahiplerinin zamanla daha uzun süreli vize alabildiğini gösteriyor. Çok girişli vizeye giden yolu ve bu süreçte işleyen cascade kuralını ayrı bir yazıda ele aldık. Cascade kuralının teknik dayanağını ve resmi çevirisini merak edenler için Avrupa Komisyonu’nun vize el kitabındaki cascade kurallarının Türkçe çevirisini de ayrıca yayımladık. Vize onaylandıktan sonra pasaporta yapıştırılan sticker üzerindeki bilgilerin ne anlama geldiğini merak edenler ise vize stickerinin içeriğini anlattığımız yazıya bakabilir.
Sonuç
Türkiye’deki Schengen konsolosluklarının verilmeme oranı, tek bir ulusal rakama indirgenemeyecek kadar katmanlı bir veri seti. 2025 yılına ait resmi tabloya göre ülke geneli yaklaşık %14,6 ile küresel ortalamaya (aynı yıl için de yaklaşık %14,6) çok yakın seyrederken, aynı şehirde farklı devletlerin konsoloslukları arasında yirmi puana yaklaşan farklar, hatta aynı devletin (Almanya) Türkiye içindeki İstanbul ve Ankara konsoloslukları arasında neredeyse üç kata varan bir fark var. Bu tablo her yıl Avrupa Komisyonu tarafından yeniden yayımlanıyor ve konsolosluk düzeyinde herkesin erişimine açık; sorunun cevabını tahmin etmek yerine doğrudan bu tabloyu açmak, en güvenilir yöntem.



